Bilerek mi yanına almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı çukuru
Güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukuru
---------------------
az önce odamı süpürdüm
sonbaharı süpüremedim.
ben az önce odamı süpürdüm
sonbaharı süpüremedim .mına koyim
sense sürekli hevesimi süpürdün
düşünemedim..
---------------------
geldin..
hicbir sey degismemis dedin,
ama gordugun sadece bendim,
icimde degisenleri nereden bilecektin..
---------------------
birine aşık olduğunu zannedersin
belki gerçekten aşıktırsındır o
simsiyah saçları olan seni
aydınlığa götürebilecek kadar
siyah saçları olan kıza
benzemeye başlarsın birilerine
bu iyi bir gelişimdir senin için
bir şeylere benzeyebilmişsindir
birkaç kadeh jackle yıkarsın bütün kuramları
"yea bilinçaltı diye bişe yoktur
bu bağlamda olsa da bizi ilgilendirmez" dersin
kendi sözlerini tırnak içine alarak bi
çığır açarsın..
ne de olsa dişinle bira açmaktan kolaydır bu.
sarhoş kaderine kahve falı bakanlar
bir dilek tut der
ezilirsin..
yoktur diliyecek bişeyin.
üzülürsün..
kendine mektup postalayıp postacı ağlatırsın
ruhunu satacak bi şeytan bulamamışsındır.
dilbilgisi kitabı da.
bilmektesindir:
yalnızlık zıt anlamı olan bir kelime değildir.
---------------------
kara kaşına
kara gözüne
ölürüm ben senin
ha bi de
dans edişine!!!
(bu şiirimi yazarken ismail yk yı baz aldım)
---------------------
kim kaldi ki eskilerden
bir ben, bir de anilar senden
gozumun onunden gecip giderken
anladim ki tek bir kare eksikti
o son veda sahnesi...
---------------------
bir çingene çadırında yaşlı bir falcı
elimi tutup
-şimdiden ölümüme
avcumdaki çizgilerin integralini aldı.